• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/
  • https://twitter.com/

Nesimi Çimen

BİLMEM BU ZULÜM DE YANLARINA KALIR MI?

 


Mayıs 1987 de Berlin'de yaptığım bir söyleşide Nesimi Çimen: "Hazırda sekiz kasetim var, bu başladığım seriyi ona tamamlayacağım. İki ya da üç plak çıkacak, bir de kitabımı yayınlayacağım. Ölmeden acılarımı dile getireyim istiyorum. Türkiye'de diriye önem vermezler ya, ölünce belki yazılır, çizilir diyorum" demişti.
2 Temmuz 1993'te devlet-şeriatçı el ele; Nesimi'yi semahçılarla, genç tiyatrocularla, ozanlarla, çizerlerle, yazarlarla diri diri yaktıklarında henüz acılarını tam olarak anlatamamıştı. O da gafil avlananlardandı. Umarım, söylediklerinde haklı çıkar. Curanın bu en büyük ustası unutulmaz!.. Hakkında yazılır, çizilir. Sivas Katliamı'nın üzerine kül serpip unutturmaya çalışanlar, derinden gelen Nesimi'nin curasının sesini unutturabilirler mi? Unutulur mu turnalar gibi turna semahı dönen genç semahçılar?.. Kara vicdanlıyı alaya alan karikatüristin mürekkebi kurur mu hiç?.. Ozanın dizesi yerin yedi kat dibine gömülse, bir gün seven bir insanın dudaklarından fışkırmaz mı acaba?.. Yazarlar unutulur mu hiç bir toplumda?..
Nesimi Çimen, o göçmen ozan unutulabilir mi hiç? Bence onu tanıyan herkes, onunla olan anılarını yazıya dökmelidir... Bıraksan beş on saat susmadan konuşan, kendini dinletmesini bilen bu yürek yakılırmış meğerse!..
Nesimi Çimen 1931 yılında Adana'nın Saimbeyli kazasının Fatmakuyu Köyü'nde doğdu. 1941 yılında 10 yaşındayken, ailesiyle birlikte Kayseri'nin Sarız kasabasına bağlı İncemağara Köyü'ne göçtü. 12 yaşında heveslenerek cura çalmaya başladı. Bulunduğu ortamda Alevi deyişlerini öğrendi ve çevresinde onları kendine özgü yorumladı. Yorumları büyük ilgi gördü. O günden ölümüne kadar curasını elinden bırakmadı, curasıyla birlikte 2 Temmuz 1993 te Sivas'ta şeriatçı ateşte yandı.
Yoksul bir ailedendi. Daha çocukken çalışarak hayatını kazanmaya başladı. 1946 yılında evlendi, tekrar göçtü. Bu defa Adana'nın Kozan kasabasının Faydalı köyüne yerleşti. O köyde çapacılık yaptı. Kalaycılık ve bakırcılık öğrendi. Geçimini köy köy dolaşarak bu mesleklerden sağladı.
Bir yıl sonra tekrar Kayseri-Sarız'a göçtü. 1953 te askere gitti. 1956 da tekrar Adana-Kadirli'ye döndü. 1959 da ise Maraş-Elbistan'ın Akdil Köyü'ne yerleşti. 1960 ta tekrar Kadirli'ye dönen Nesimi Çimen 1962 yılından sonra İstanbul'a yerleşti ve bir mozaik fabrikasına işçi olarak girdi. İşçilikle birlikte Nesimi'nin hayatı da biraz düzene girdi. Yeni kurulan Türkiye İşçi Partisi ile tanıştı ve partiye üye oldu. TİP'in düzenlediği bir çok gecede kendi demelerini ve Alevi deyişlerini çalıp söyledi.
1984 ten 1987 yılına kadar İsveç'te yaşadıktan sonra, orada oturma hakkı olmasına rağmen, ülkeye dönmüştü. Dönmeden önce Almanya'nın bir çok şehrini ziyaret etmişti. Sanki dostlarıyla vedalaşmaya çıkmıştı, curanın büyük ozanı...
Nesimi'ye o görüşmemizde, kendisinin de yıllarca söylediği deyişlerin sözlerinin değiştirilerek kasetlere okunduğunu söylemiştim.
"Herkes bilir ki bu kötüdür. Daha doğrusu bir suçtur. Kimsenin büyük uğraşlar verilerek yapılmış bir binanın taşlarını değiştirmeye hakları yoktur. Yani yapılanı bozmaya diyorum. Örneğim saygıyla andığımız Aşık Veysel bile, Pir Sultan'ın "Katip arzu halim yaz Şah'a böyle" şeklindeki dizesini "Katip arzuhalim yaz yare böyle" diye değiştirdi. Bu yanlıştır, suçtur. Pir Sultan o kelimeyi kellesi pahasına kullanmıştır. Onun başını koyduğu dizeyi değiştirmeye kimsenin hakkı yoktur. Rahmetli Fevzullah Çınar dizeyi "Şah" diye okudu, şimdi Muhabbet'te tekrar "yar" diye okudular. Bu olmaz, olamaz!
Benim türkülerime gelince; örneğin Yavuz Top bir türkümde bir sırayı değiştiriyor. "Gece gündüz o hizmetin/ Kerametin, şefahatın/ Senin olsun o sohbetin/ Yeter huzurum gitmesin" demişiz biz, Yavuz Top "Senin olsun tatlı sohbetin" diye okuyor. Anlam değişiyor tabi. Tatlı sohbetten kaçılır mı? Benim şiirimde nefret varken, tatlı sohbete çevriliyor. Bu binayı yapan yapmış, alttan taşı değiştirilir mi?
Bazı derlemelerde de değişikliklerin yapıldığına şahidim. Bunlar yapılmamalıdır. Yanlıştır, suçtur!.."
Nesimi Çimen bu eleştirisiyle önemli bir yaraya parmak basmıyor mu? Pir Sultan'ın, Nesimi'nin, adları bugün bilinmeyen fakat eserleri bizlere yaşama gücü veren ozanların, eserlerini değiştirerek, onların kemiklerini sızlatanlara suç işlediklerini hatırlatmakta haksız mı Nesimi Çimen?
Nesimi Çimen sık sık "sermayemiz laf" derdi. Muhabbetine katılanlar onun başından geçenleri nasıl bir öğreti haline getirerek anlattığına şahittirler. Bir tanesini size aktarayım. Umarım, onun "acılarımı dile getireyim" dediği eserleri tamamen yayınlanır, sevenlerine ulaşır Nesimi Çimen..
Nesimi Çimen, arkadaşları Osman Dağlı ve Mehmet Tokatlı ile aşırı bir sıcak günde İstanbul'da bir caddede birini beklemektedirler. Gelecek saatler geçmesine rağmen beklenen gelmemiştir. Sıcaktan ayakta duramaz hale gelen üç arkadaş yakındaki camiyi görerek gölgesine sığınmak istemişlerdir. Kapıda caminin hocası Nesimi'ye "dur sen giremezsin" der. "Elindeki ne" diye sorar. "Cura" diye cevaplar Nesimi. Hoca "onunla içeri girilmez" diye çıkışır. "Niye girilmesin Hoca. Şurdan bir Müslüman elinde kitabıyla gelip içeri girmek istese, engel mi olacaksınız?" "Onu elbette sokarız" der Hoca. Nesimi, "o halde ben de gireceğim, cura benim kitabım" der ve girer caminin içine. Sıcaktan kavrulmuş üç arkadaş biraz rahatlamışlardır. Nesimi Çimen uzanıverir caminin ortasına. Hoca tekrar görevini yapar. "Allah'ın evinde böyle uzanılmaz!" Nesimi cevabı yapıştırır. "Be Hoca, bura Allah'ın evi, ben de ona misafir geldim. Yani Allah'ın evinde de rahat etmeyecek miyiz?" Hoca ne söyleyeceğini şaşırmıştır.
2 Temmuz 1993 günü de sıcak mı sıcaktı. Yine Allah'ın evinde toplanmışlardı. İnançlarına göre Allah'ın verdiği cana kıyılmazdı. Ama "Allah Allah" sesleriyle geldiler, Nesimi'yi curasıyla yaktılar, diğer canlarla birlikte. Bilmem bu zulüm de yanlarına kalır mı?


Mustafa Demir
27 Haziran 2021

 


Yorumlar - Yorum Yaz
Üyelik Girişi
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam40
Toplam Ziyaret179550
Site Haritası
Anket
SİTEMİ BEĞENİYORMUSUNUZ