• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/
  • https://twitter.com/

O Yıllardan

İlkbahar yağmurlarıyla beraber, Nisan ayı da gitmeye hazırlanırken, havalarda iyice ısınmıştı. Dışarıda yakıcı, yakıcı olduğu kadarda kavurucu sıcaklar başlamıştı. Soğuktan ve yağmurlardan bunalan insanoğlu bu defa da sıcaktan bunalmaya ve gölgeliklere çekilmeye başlamıştı. Yağmurda yaşta ne kadar zorsa yolları yaya yürümek, sıcakta da bir o kadar zordu. Sıcakların başlaması ile köylüler bağda bahçede çalışmaya başlamışlardı. Günleri, güneşin altında çalışmakla geçiyordu. Kimisinin, sıcaktan dudakları çatlamaya bile başlamış idi. Ama başka çıkar yolları da yoktu. Bir yandan çalışa dursunlar, diğer yandan da Çorum’ da ki gelişmenin köylere sıçramasından korkuyorlardı.

 

        Mayıs ayının ortalarına gelindiğinde, Çorum da yabancılar, CIA’  n adamları ülkücülerle kol kola gezmeye başlamışlardı. (CIA ajanı PECK)  Maraş olaylarının başlamasında etkin rol oynadığı söylenen bu ajan, bu defa aynı oyunu burada, Çorum da oynamak istiyordu. Sol kesimin bazı ileri gelenleri valiyi uyarmalarına rağmen, umursanmayıp, önlem alınmamıştı. Alttan,  alttan şehri karıştırmaya, ortamı alabildiğine germeye, yani pimi çekilmiş patlamaya hazır bomba şekline getirilmişti şehir. Bütün bunların üzerine aynı günlerde Gün Sazak’ın öldürülmesi de olayların başlamasının tuzu biberi olmuştu.

 

       28-29 Mayısa gelindiğinde, Çorum da gerginlik hat safhaya ulaşmıştı. Gün Sazak’ın öldürülmesini de bahane eden faşistler kana kan, intikam diye bağrışmalara başlamışlardı. Ağızlarının salyalarını saçarak sokaklarda yol kesip insanları dövüyorlardı. Kerem, bu nedenle de bir haftadır işe gidemediğini yazıyordu, gönderdiği pusulada. Durumları çok vahim bir hal aldığını da belirtiyordu. Tez elden bir şeylerin yapılmasını ve bu ağzı salyalı itlerin durdurulmasının yollarını bulmalıyız diyordu. Pusula elimize bir hafta da zor ulaşmış idi. Yani, olayların bu kadar ileri safhaya ulaştığını bir hafta sonra öğrene bilmiştik. Hemen yola çıkmamız gerekli idi. Burada daha fazla eğlenip durmanın anlamı kalmamıştı.

 

      Selim ile yol hazırlığına başladık. Zaman geçirmeden Çorum’a yetişmeli idik. Hem hazırlık yapıyoruz, hem de ne yapmaları gerektiği konusunda babama, hem yazılı, hem de sözlü bilgiler ve talimatlar veriyorduk. Ama bu durumdan babamın hiç içi rahat değildi. Bütün bilgilendirmemize rağmen gitmemizi istemiyordu. Bencillik olacak diye kalın da diyemiyordu.  Yalnızca:

 

“Çocuklar, kahrolasıcalar, Çorum’u da Maraş’ a çevirecekler. Yüzlerce can ölecek.”

 

Selim:

 

“Amca,  bu emperyalizmin bir oyunudur. Maraş gibi, Çorum gibi kültürel ortaklıkların yaşandığı bölgeleri özellikle seçiyor, bölüp parçalamak için. Yani böl parçala yönet taktiğini uyguluyorlar. Onların için yüzlerce can ölmüş, binlercesi telef olmuş hiç önemi yoktur. Önemli olan saltanatlarının devamlılığıdır.”

 

“CIA ajanları ile faşistlerin kol kola şehirde dolaşmaları işin doğruluğunu ortaya koymuyor mu? Yine bunlar değil mi idi Maraş’ı kana bulayan? Dün Maraş idi bu gün Çorum. Neden? Çünkü ikisinin de benzer yanları hep aynı, farklı kültürlerin bir arada yaşadığı şehirler buralar. Buralar Anadolu’nun can damarı, onlarda yaşamayı felç etmek için bu can damarlarını kesmek istiyorlar, Amaçları, daha rahat at koşturmak.”

 

“Güzel söyledin Kemal, yoksa bizim alevi-Sünni diye bir derdimiz olamaz. Hepimizde insanız ve hepimizde emekçiyiz. Biz bir birimize düşman olamayız. Ama emperyalizm böyledir seni en zayıf yerinden vurur. Sınıf bağını koparmak için mezhep şovenizmini ortaya atıp, öbür taraftan yapamadığını, böylece başarmış olurlar. Alevi Sünni ayrımı yaratıp sınıfı bir birine düşürmüş olup, sınıf kini yerine mezhep kini ön plana çıkmış olur. Buda hem bizi yönetenlerin, hem de patronların ekmeğine yağ sürmüş olur. Önemli olan uyanık olup bu oyunu bozmaktır. Fakat faşistlerin beyni çalışmadığından bu nü hasları yakalamıyorlar.”

 

“Selim, sen buradan merkeze geç, Çorum da olayların patlama noktasına geldiğini ilet ve hemen takviye güce ihtiyaç olduğunu bildir. Eğer bizler faşistleri, olaylar çığırından çıkmadan durduramazsak, bir daha hiç durduramayız. Kerem’ in bildirdiğine göre, polisler resmen onların korumalığını yapıyormuş. Olayların bu kadar gerilmesinde de, halkın üzerine ateş açıp kurşun yağdıranlarda onlarmış. Yani devletin kolluk güçleri bu oyunun baş aktörleri. Kısacası provokatörleri.”


Yorumlar - Yorum Yaz
Üyelik Girişi
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam186
Toplam Ziyaret105955
Site Haritası