• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/
  • https://twitter.com/

İsmail Yoldaşa

BİR TKP’ Lİ KOMÜNİST DAHA AYRILDI ARAMIZDAN 

İsmail Özdemir, kendi deyimiyle işçi İsmail 1960 yılında Ordu da doğdu. İlkokulu İstanbul da okudu. 14 yaşında iş hayatına atıldı. 16 yaşında sigortalı çalışmaya başladı. Çalıştığı bölgenin, işçi sınıfının protesto gösterilerinin yoğun olduğu Taksime yakın olmasından kendini yeni arayışların içine çekti. Bu arayışlar esnasında solcu ve devrimcilerle tanıştı. Bu insanların getirmiş olduğu kitaplardan, gazetelerden çok etkilendi. Böylece devrimci siyasete adım atmış oldu. Bu arada Emeğin birliğine sempati duydu, 12 eylül darbesine kadar Emeğin birliği sempatizanı olarak mücadelesini verdi. 12 eylül darbesinin solcuların üzerinden buldozer gibi geççiği bir dönemde TKP’ in mücadeleci ve savaşkan, işçi sınıfı içinde yığın dağlarına hitap etmesi İşçi İsmail’ i de (TKP) parti içinde mücadele etmeyi cazip kıldı 
İşçi İsmail’i bundan sonra ki parti içinde gelişen yanlışlar ve ihanetler hiç etkilemedi. O her dönemde partiye yakışır tarzda, gerçek komünist bir kimlikle yaşamasını ve mücadele etmesini devam ettirdi. Ta ki Nebi Yağcı ve ekibinin partiyi likidasyona götürmesine dek. İşçi İsmail’i bunlarda yıldırmadı, o gerçek komünist kimliğiyle bir partili gibi yaşamasını devam ettirdi. Kanser denen zalim iki bacağını da alıp yatağa mahkum edene kadar. 
Kanser denen illet hastalık önce onun bir bacağını bedeninden ayardı. O hareketli ve dinamik, savaşkan yiğit insanı yatağa mahkum etti. 
Kanser, yoldaşımızın bir bacağını almıştı ama ilerlemesi durmamıştı. Büyük bir hızla vücudunda ilerlemeyi sürdürüyordu, ama İsmail yoldaş “kendi deyimiyle işçi İsmail” komünist kimliğinin verdiği onurla yinede umudunu yitirmiyordu. Bu kimlikle böyle de olsun yaşamayı, yoldaşlarının arasında nefes almayı bütün acılarının önünde tuttuğundan vücudunun her yerinin lime lime doğranmasına bile razı olduğundan öbür bacağının da kesilmesine izin vermişti. Yani barikat arkasında faşizmle mücadele eder gibi kansere karşı direniyordu. Sonucunu bildiği halde direncini yitirmiyordu, kimliği uğruna, yani yıllarca içinde mücadelesini verdiği TKP in (1920 de Baku de kurulan) dirilişini görme umuduyla tüm acılara ve sıkıntılara göğüs geriyordu. Bütün bu acılara dayanma direnci onun gerçek komünist kimliğinden geliyordu. 
Ürünün 9 sayısında yayımlanan İsmail yoldaşa hitaben yazılan şiirde şair aynen bu ifadeyi kullanmıştı. “Gerçek komünist İsmail Özdemir’e” demişti. Bunu burada yine tekrarlıyoruz, çünkü o gerçek bir komünisti. O gerçek bir komünisti, çünkü hiçbir zaman komünizmi savunmaktan ve onun için savaşmaktan ne yıldı, ne geri durdu. O gerçek bir komünisti, çünkü o düşüncesinden hiç ödün vermeden komünist ilkelerin dışına çıkmadan yaşamayı kendine şiar edinmiş devrimci işçiydi. Burada gerçek komünistte nedir diyen olursa, kısaca onu da açalım. Çünkü kendine komünistim diyen herkes komünist olamaz. Öyle çok özüyle sözü bir biriyle uyuşmayan kendine komünistim diyenler var ki. İşte bu nokta da gerçek komünistler onlardan ayrıdırlar. Gerçek komünistler, ideolojisiyle, yaşantısıyla, Marksizm’e, Leninizm’e bağlılıklarıyla, işçi sınıfı içinde ki mücadeleleriyle kendilerini gösterirler. Bütün bunların hepsi eksiksiz olarak partili mücadeleyi savunan İsmail yoldaşta mevcuttu. Onun içindir ki gerçek komünist vurgulamasını fazlasıyla hakkediyordu. Bunların dışın da, bir kere komünizme yürekten inanmıştı. Kanserle mücadele ederken sık sık ziyaretlerine gittiğimizde , bizler bu onurlu insanın özlemine tanık olduk, bizlerin mücadele azimlerini biledi: 
Ona gerçek komünist diyoruz; çünkü iki bacağını da kaybetmiş vaziyette kanserle mücadele ederken, acısına dayanılmayacak ağrılarını bertaraf edip, sokaklarda, meydanlarda, fabrikalarda, ne olup bittiğini öğrenmek, o konuda bilgilenmek istiyordu. Bu da onun, o durumda bile mücadeleden kopmadığının,direngenliğinin bizler için yol gösterici önemi vardı. Bununla birlikte yoldaşlarını ve dostlarını acılarıyla, sancılarıyla üzmemek için, tüm acısını içine gömüp dışarı vurmuyordu. 
O gerçek komünist olduğu kadarda iyi bir TKP li idi. TKP den söz açıldığında gözleri umutla parlıyordu. Çünkü o TKP si için canını bile seve seve vermeye hazırdı. Onun özleminde ki TKP yığınlar içinde örgütlenmeyi başaran, yığın dağlarından oluşan, ve savaşkan bir ruh taşıyan işçi sınıfının önder partisiydi. Ama birilerinin sonradan çıkıp TKP’ in ismini gasbetmesine de çok üzülmüştü. Çünkü TKP isminin bir marka gibi kullanılmasının çok büyük siyasi terbiyesizlik olduğunu savunuyordu. Bunları savunurken de bu kendine komünistim diyen liboşlara haddinden fazla öfkeleniyordu. Bu da onun ne kadar TKP ye bağlı biri olduğunu gösteriyordu.Bu yoldaşımızın bu yaşantısından dolayı ona gerçek komünist demeyi daha uygun gördük. 
Bu gerçek komünist insanın kanser denen illet, önce bacaklarını aldı alanlardan uzaklaştırdı, alanlardan uzaklaştırdı ama mücadeleden uzaklaştıramamıştı. Ve sonunda onu 22 kasım 2001 tarihinde ebedi olarak aramızdan ayırdı. Ama aramızdan ayrılan onun yalnızca manevi bedeniydi. Çünkü İsmail yoldaş fikir olarak mücadelemizde ilelebet yaşayacaktır. Çünkü biz onu gönüllerimize gömdük.Mücadele yoldaşı Resim Öz, evinin önünde cenazenin başında yoldaşlarına aynen şöyle seslenmişti. Eğer bir gün sokaklara birilerinin heykeli dikilecek olursa. Bilin ki bu kişi İsmail Özdemir olmalıdır. Demişti. Çünkü İsmail yoldaş yaşamını bu sözlere uygun, gerçek bir komünistin yaşayacağı biçimde sürdürmüştü. Onun tek mücadelesi proletarya ve bağlaşıkların kurtulması içindi . İnsanlığın kurtuluşunun komünist rejimde olduğuna inanıyordu ve onun için mücadele ediyordu. 
İsmail yoldaşın cenazesine ÖDP den, Şamandıra işçi birliği aktivistleri ve kendi mücadele yoldaşlarından 200 kişiyi geçen kitle katıldı. Komünist İsmail Özdemir’i direngenliğine yaraşır bir biçimde uğurladık: Son konuşmayı mezarı başında yine bir yoldaşı yaptı. Bu yoldaşta İsmail Özdemir’in mücadelesinden ve mücadele içindeki TKP li direngenliğini vurguladı. 
Tabii ki amansız hastalıkla nasıl bir mücadele verdiğini de vurgulamadan geçemediler. Bu konuşmaların sonunda saygı duruşu yapıldı ve ardından İsmail yoldaşın eşi Gül beyaz bacının, yoldaşın selamını, yoldaşlarına iletmesi ortamı biraz hüzünlendirdi. 
Yazımızı İsmail yoldaşı yakından tanıyan şairin şu dizeleriyle noktalıyoruz 

“ Bu gün bir yolcumuz var; yoldaşlar! 
Hepiniz uğurlamaya gelin 
Gelin uğurlayalım onu yoldaşlar! 
Parti marşıyla, Enternasyonalle 
Yumruklar sıkılsın, kenetlensin eller 
Acımız büyük, biliyoruz bunu hepimiz 
Ama en az onun kadar direngen olmalıyız. 

Ve bu gün bir yolcumuz var yoldaşlar. 
Gelin uğurlayalım onu 
Bu bizim ne ilk yolcumuz, nede sonu, 
Bundan sonrada olacak yolcularımız. 
İsmail Bilene, Boz Mehmet’e selam gönderelim 
Karşılasınlar yoldaşımızı 
Hayrullahoğlu açsın yüreğini 
İşçi İsmail’i sarıp sarmalamaya. 
Gelin yoldaşlar, hepiniz gelin 
Yolcumuzu uğurlamaya. 


Komünist Ozan





Başa Dön

Yorumlar - Yorum Yaz
KİTAP SATIŞ
Üyelik Girişi
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam49
Toplam Ziyaret201722
Site Haritası
Anket
SİTEMİ BEĞENİYORMUSUNUZ